Borsa İstanbul (BIST) 100 endeksi, son dönemde küresel piyasalardaki dalgalanmalara paralel olarak inişli çıkışlı bir performans sergilemektedir. Jeopolitik riskler, enflasyon endişeleri ve merkez bankalarının para politikaları piyasaların yönünü belirleyen temel faktörler olarak öne çıkmaktadır. Bu raporda, BIST 100 endeksinin teknik görünümü ve sektör bazlı performansları detaylı bir şekilde incelenecektir.
Teknik analiz açısından bakıldığında, BIST 100 endeksi için 9.900 puan seviyesi önemli bir destek noktası olarak izlenmektedir. Bu seviyenin altında yaşanacak bir kırılma, satış baskısının artmasına ve endeksin 9.500 puan seviyesine doğru gerilemesine neden olabilir. Yukarı yönlü hareketlerde ise 10.500 puan seviyesi önemli bir direnç noktası olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu seviyenin aşılması durumunda, endeksin 11.000 puan seviyesine doğru yükselişini sürdürmesi beklenebilir. Kısa vadeli göstergeler incelendiğinde, RSI (Göreceli Güç Endeksi) ve MACD (Hareketli Ortalama Yakınsama Iraksama) gibi osilatörlerin nötr veya hafif negatif sinyaller verdiği görülmektedir. Bu durum, piyasanın kısa vadede yön arayışında olabileceğine işaret etmektedir.
Orta ve uzun vadeli grafikler incelendiğinde, BIST 100 endeksinin hala yükseliş trendi içerisinde olduğu söylenebilir. Ancak, son dönemdeki volatilite artışı ve küresel risklerin etkisiyle bu trendin zayıfladığı da gözlemlenmektedir. 200 günlük hareketli ortalama olan 8.800 puan seviyesi, orta ve uzun vadeli yatırımcılar için önemli bir referans noktası olarak takip edilmelidir. Bu seviyenin altına inilmesi durumunda, piyasada daha derin bir düzeltme hareketi yaşanması olasılığı artacaktır.
Sektör bazlı değerlendirmelere geçildiğinde, bankacılık sektörünün BIST 100 endeksindeki ağırlığı nedeniyle endeksin genel performansı üzerinde önemli bir etkisi bulunmaktadır. Bankacılık sektörü, son dönemde yüksek enflasyon ortamı ve sıkı para politikası nedeniyle baskı altında kalmıştır. Ancak, sektörün güçlü sermaye yapısı ve aktif kalitesi, bu zorlu koşullara rağmen direnç göstermesini sağlamaktadır. Bankacılık sektöründe, özellikle kredi büyümesi ve faiz marjları yakından takip edilmelidir.
Sanayi sektörü, BIST 100 endeksinde önemli bir diğer ağırlığa sahiptir. Otomotiv, demir-çelik, kimya ve gıda gibi farklı alt sektörleri bünyesinde barındıran sanayi sektörü, ihracat performansı ve iç talep gibi faktörlerden etkilenmektedir. Son dönemde, küresel resesyon endişeleri ve tedarik zinciri sorunları sanayi sektörünün performansını olumsuz etkilemektedir. Ancak, bazı sanayi şirketlerinin yenilikçi ürünleri ve dijitalleşme yatırımları, rekabet güçlerini artırmalarına ve büyümelerini sürdürmelerine olanak sağlamaktadır.
Perakende sektörü, enflasyonist ortamda tüketicilerin harcama alışkanlıklarındaki değişikliklerden doğrudan etkilenmektedir. Gıda perakendecileri, indirim marketleri ve online alışveriş platformları, bu dönemde daha iyi performans gösterme potansiyeline sahiptir. Ancak, yüksek kira maliyetleri ve artan personel giderleri, perakende sektörünün karlılığını olumsuz etkilemektedir.
Ulaştırma sektörü, turizm gelirleri ve lojistik faaliyetleri ile bağlantılı olarak BIST 100 endeksinde yer almaktadır. Hava yolu şirketleri, deniz yolu şirketleri ve kara yolu taşımacılığı şirketleri, sektörün önemli oyuncularıdır. Küresel seyahat kısıtlamalarının kaldırılması ve turizm sektöründeki toparlanma, ulaştırma sektörünün performansını olumlu etkilemektedir. Ancak, artan yakıt fiyatları ve personel eksikliği, sektörün karşı karşıya olduğu zorluklar arasında yer almaktadır.
Sonuç olarak, BIST 100 endeksi, küresel ve yerel faktörlerin etkisiyle dalgalı bir seyir izlemektedir. Teknik analiz açısından 9.900 puan seviyesi önemli bir destek noktası, 10.500 puan seviyesi ise önemli bir direnç noktası olarak takip edilmelidir. Sektör bazlı değerlendirmelerde, bankacılık, sanayi, perakende ve ulaştırma sektörlerinin performansları endeksin genel yönünü belirlemede önemli rol oynamaktadır. Yatırımcıların, risk toleranslarını ve yatırım hedeflerini dikkate alarak, dikkatli bir şekilde pozisyon almaları önerilmektedir. Piyasa volatilitesinin yüksek olduğu bu dönemde, portföy çeşitlendirmesi ve stop-loss emirleri gibi risk yönetim araçlarının kullanılması önem arz etmektedir.