BIST 100 endeksi, Türkiye’nin en büyük şirketlerinin yer aldığı bir endeks olarak, yatırımcıların yatırım kararlarını şekillendirmede kritik bir rol oynar. Son dönemde BIST 100'ün performansı hem küresel ekonomik gelişmeler hem de yerel dinamikler tarafından etkilenmiştir. Bu raporda, BIST 100'ün teknik analizi yapılacak, ardından sektör bazlı değerlendirmeler sunulacaktır.
İlk olarak, BIST 100 endeksinin son aylardaki teknik performansını ele alalım. Son beş ayda endeks, belirgin bir yükseliş trendi göstermiştir. Özellikle 55.000 puan seviyesi kritik bir destek noktası olarak belirlenmiştir. Bu seviyenin üzerinde kalındığı sürece, endekste yukarı yönlü potansiyel hareketlerin devam etmesi beklenebilir. Ancak, 60.000 puan seviyesinde güçlü bir direnç gözlemlenmektedir. Bu direnç seviyesi, piyasalarda belirsizlik ya da dış kaynaklı olumsuz haber akışları ile test edilebilir. Yatırımcılar için, bu direncin üzerinde kapanışların görülmesi, yükselişin devamını teyit edecektir.
Teknik göstergelere daha yakından bakmak gerekirse, MACD göstergesi şu anda pozitif bölgede seyrediyor, bu da trendin hala yukarı olduğunu işaret ediyor. Ancak, göstergede olası bir negatif uyuşmazlık belirginleştiğinde, dikkatli olunmalı ve kısa vadeli stratejilerin gözden geçirilmesi gerekebilir. RSI göstergesi 70 seviyesinin hemen altında yer almakta olup, aşırı alım bölgesine yaklaşmıştır. Bu seviye, yatırımcılar için direnç bölgeleri ve potansiyel kâr realizasyonuna işaret edebilir.
Endeksin sektörel analizine geçtiğimizde, farklı sektörlerin performansları yatırımcıların dikkatini çekmektedir. Özellikle bankacılık sektörü, son dönemde açıklanan güçlü bilançolarıyla ön plana çıkmıştır. Faiz marjlarındaki iyileşme ve borç yapılandırmaları, bankaların sermaye yeterliliğini artırmaktadır. Ancak, makroekonomik dengesizliklerin ve enflasyonun yüksek seviyelerde devam etmesi durumunda, bankacılık sektörü üzerindeki uzun vadeli riskler göz ardı edilmemelidir.
Sanayi sektörü ise, özellikle yurt dışı talepten olumlu etkilenmiştir. İhracat rakamlarının giderek artması, sanayi şirketlerinin ciro ve kâr marjlarına pozitif katkı sağlamıştır. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, girdi maliyetlerini etkileyebilir ancak genel görünüm, sektördeki büyüme trendinin devam edeceğine işaret ediyor.
Holding ve yatırım şirketleri, portföy çeşitliliği sayesinde daha dengeli bir performans gösteriyor. Bu sektördeki şirketlerin, yatırımlarını daha temkinli bir stratejiyle çeşitlendirmesi, daha istikrarlı bir büyüme potansiyeli sunmaktadır. Yine de, piyasanın genel yönü ve ekonomik büyüme durumu, bu tür şirketlerin performansını doğrudan etkileyebilir.
Gayrimenkul sektörü, son dönemde devlet teşvikleri ve düşük faiz ortamı nedeniyle hareketlenmiştir. Ancak, gayrimenkul fiyatlarının hızlı artışı, bazı bölgelerde talebin doygunluğa ulaşmasına neden olabilir. Burada, demografik değişimler ve şehirleşme eğilimleri, uzun vadede sektörü şekillendiren ana unsurlar olacaktır.
Son olarak, teknoloji ve iletişim sektörü de, dijitalleşme trendinin hız kazanması ile birlikte dikkat çekiyor. Pandemi dönemi ile başlayan internet ve mobil hizmetlere talep artışı, sektörün büyümesine ivme kazandırmıştır. Ancak, küresel tedarik zinciri sorunları ve çip krizleri bu sektördeki şirketlerin maliyetlerini artırabilir, bu da kar marjlarını etkileyebilir.
Özetle, BIST 100 ve sektörlerine bakıldığında, genel ekonomik koşullar ve dış dinamikler, endeksin ve sektörel performansların ana belirleyicisi olmaya devam etmektedir. Yatırımcıların, teknik analizden elde edilen veriler ve sektörel bazda yapılan değerlendirmeleri dikkate alarak, bilinçli ve dengeli portföyler oluşturmaları önem taşımaktadır. Her bir sektörün kendine özgü dinamiklerini göz önünde bulundurmak ve piyasalardaki genel yönü doğru analiz etmek, uzun vadede sürdürülebilir kazançlar elde etmenin anahtarı olacaktır.